Malpraktis davası, tedavinin özel bir hastane veya klinikte yapılmasına göre tüketici mahkemesinde, kamu hastanesinde yapılmasına göre idare mahkemesinde açılır. Özel kuruluşlarda dava açmadan önce arabulucuya, kamu hastanelerinde ise önce ilgili idareye başvurmak gerekir; davanın sonucunu çoğu zaman tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporu belirler.
Tıbbi hata (malpraktis), hekimin veya sağlık kuruluşunun tıp biliminin kabul ettiği özen ve dikkati göstermemesi sonucu hastanın zarar görmesidir. Her olumsuz sonuç hata anlamına gelmez; bu nedenle davanın merkezinde, yapılan müdahalenin tıbbi standartlara uygun olup olmadığı sorusu yer alır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olay için hukuki değerlendirme yerine geçmez.
Her komplikasyon tıbbi hata mıdır?
Hayır; tıbbi müdahalenin bilinen ve özenle davranılsa bile ortaya çıkabilen bir riski olan komplikasyon, tek başına hata anlamına gelmez. Hata, hekimin tanı, tedavi, izlem veya bilgilendirme aşamalarından birinde tıp biliminin gerektirdiği özeni göstermemesidir. Bu iki kavramın ayrımı, davanın sonucunu doğrudan etkiler.
Uygulamada en çok tartışılan durumlar; geciken veya yanlış konulan tanı, gereksiz ya da yanlış yöntemle yapılan ameliyat, ameliyat sonrası izlemde eksiklik, enfeksiyon önlemlerinin alınmaması ve hastanın yeterince bilgilendirilmemesidir. Her birinde soru aynıdır: aynı koşullarda özenli bir hekim ne yapardı?
Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?
Görevli mahkeme, sağlık hizmetini kimin verdiğine göre belirlenir. Özel hastane, özel klinik veya muayenehane gibi özel hukuk kişileriyle hasta arasındaki ilişki Yargıtay uygulamasında tüketici işlemi sayılmakta ve davaya tüketici mahkemesi bakmaktadır. Devlet hastanesi gibi kamu sağlık kuruluşlarında ise zarar, idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilir ve tam yargı davası idare mahkemesinde açılır.
Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m. 73/5). Bu kural, tedaviyi başka bir şehirde görmüş hastalar için önemlidir. Görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olabileceğinden, yanlış mahkemede açılan dava zaman kaybına yol açar.
Dava açmadan önce hangi başvurular zorunludur?
Özel kuruluşlara karşı açılacak davalarda tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklar için arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m. 73/A). Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanakla birlikte dava açılır. Arabulucuya başvurmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilebilir.
Kamu hastanelerinde ise idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak zararın giderilmesini istemek gerekir. Bu başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır (İYUK m. 13). İstek reddedilirse veya otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi içinde idare mahkemesine başvurulur.
İdare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunda ayrı bir süre yoksa altmış gündür ve idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar (İYUK m. 7). Bu nedenle idarenin ret cevabının tebliğ tarihi veya otuz günlük cevap süresinin dolduğu tarih mutlaka not edilmelidir. İdareye yapılan başvuruda olayın, zarar kalemlerinin ve talep edilen tutarın açıkça yazılması, sonraki davanın çerçevesini de belirler.
Malpraktis davasında hangi deliller önemlidir?
En önemli delil, tedavi sürecini gösteren tıbbi kayıtların tamamıdır. Hasta, sağlık durumuyla ilgili dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Bu nedenle kayıtların eksiksiz istenmesi, dava hazırlığının ilk adımıdır.
- Hasta dosyası, poliklinik ve servis kayıtları, hemşire gözlem formları.
- Ameliyat notu, anestezi kaydı ve epikriz (taburcu özeti).
- Aydınlatılmış onam (bilgilendirilmiş rıza) formları.
- Laboratuvar sonuçları, radyoloji görüntüleri ve raporları.
- Fatura, reçete ve ödeme belgeleri; sonraki tedavilere ait raporlar.
- Varsa yazışmalar, mesajlar, randevu kayıtları ve tanık bilgileri.
Kayıtların aslının değiştirilmesi veya kaybolması riskine karşı mümkün olan en erken aşamada suret alınması önerilir. Yapılan her başvurunun tarih ve evrak numarasıyla saklanması, hem süre hesabı hem de ispat bakımından fayda sağlar.
Aydınlatılmış onam neden önemlidir?
Müdahale öncesinde hastanın riskler, alternatifler ve olası komplikasyonlar hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği davada ayrıca incelenir. Yargıtay'ın incelediği dosyalarda, komplikasyon hakkında hastanın ameliyat öncesi ayrıntılı bilgilendirildiğini gösteren belgenin bulunması, kusur değerlendirmesinde dikkate alınmıştır. Onam formunun içeriği ve imza tarihi bu nedenle dikkatle incelenmelidir.
Hasta dosyasının istenmesi sırasında kayıtların hangi tarihte ve hangi birim tarafından teslim edildiği de not edilmelidir. Eksik teslim edilen belgeler için yeniden başvuru yapılabilir; dava açıldıktan sonra ise mahkemeden kayıtların ilgili kuruluştan celbi talep edilebilir.
Hekim ve hastane hangi kusurdan sorumludur?
Özel hukuk ilişkisinde hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesi olarak nitelendirilir. Vekil, üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür; özen borcunun ölçüsü, benzer alanda hizmet veren basiretli bir vekilin davranışıdır (TBK m. 506). Hekim, tedavinin başarısını garanti etmez; ancak sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özensizliğinden sorumludur.
Yargıtay'a göre hekim, hastanın durumunu zamanında saptamak, gerekli önlemleri eksiksiz almak ve uygun tedaviyi gecikmeden uygulamak zorundadır. Aynı ilkeler, hekimi çalıştıran sağlık kuruluşu için de geçerlidir. Kamu hastanelerinde ise idare, hizmetin gereği gibi işletilmemesinden doğan zarardan hizmet kusuru ilkesine göre sorumludur.
İspat yükü kimdedir?
Sözleşmeye dayalı davalarda borç hiç veya gereği gibi ifa edilmemişse borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 112). Hasta, tedavinin gereği gibi yapılmadığını ve zararını ortaya koyar. Hekim ve hastane ise kusursuz olduklarını ispat etmek durumunda kalabilir.
Bilirkişi incelemesi nasıl yapılır?
Tıbbi hata iddiası özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden mahkeme, taraflardan birinin talebiyle veya kendiliğinden bilirkişi görüşü alır (HMK m. 266). Uygulamada dosya çoğunlukla Adli Tıp Kurumu'na gönderilir; bazı dosyalarda alanında uzman hekimlerden oluşan bir bilirkişi heyetinden de rapor alınır. Rapor, uygulanan tedavinin tıp biliminin kabul ettiği kurallara uygun olup olmadığını ve varsa kusurun kime ait olduğunu açıklar.
Bilirkişi raporuna itiraz
Taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksik noktaların tamamlanmasını, belirsizliklerin açıklanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir (HMK m. 281/1). Talebin bu süre içinde hazırlanması çok zorsa, aynı süre içinde başvurulması şartıyla bir defaya mahsus ve en fazla iki hafta ek süre verilebilir.
Mahkeme, gerekli görürse bilirkişiden ek rapor alabilir, onu duruşmada dinleyebilir veya yeni bir bilirkişiye inceleme yaptırabilir. Raporlar arasında çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi, hükmün dayanağı açısından belirleyici olur. Bu nedenle itiraz dilekçesinde tıbbi literatüre ve dosyadaki belgelere somut atıf yapılması önemlidir.
Malpraktis davasında zamanaşımı ne kadardır?
Özel kuruluşlara karşı sözleşmeye dayalı taleplerde vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır (TBK m. 147/5). Haksız fiile dayalı taleplerde süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır (TBK m. 72).
Fiil aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa bu daha uzun süre uygulanır. Sürelerin başlangıcı, zararın ortaya çıktığı ve sorumlunun öğrenildiği tarihe göre ayrıca tartışılabilir.
Kamu hastanelerinde ise yukarıda belirtilen bir yıllık ve beş yıllık idareye başvuru süreleri esas alınır. Hangi sürenin uygulanacağı olayın niteliğine göre değiştiğinden, sürelerin en kısa ihtimale göre takip edilmesi güvenli bir yaklaşımdır.
Durum | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
Vekâlet sözleşmesine dayalı talep | 5 yıl | TBK m. 147/5 |
Haksız fiile dayalı talep | Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde 10 yıl | TBK m. 72 |
Kamu hastanesi: idareye başvuru | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde 5 yıl | İYUK m. 13 |
Bilirkişi raporuna itiraz | Tebliğden itibaren 2 hafta | HMK m. 281/1 |
Hangi tazminatlar istenebilir?
Malpraktis davasında maddi ve manevi tazminat istenebilir. Maddi tazminat; tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı ve kazanç kaybı gibi kalemleri, ölüm hâlinde ise destekten yoksun kalma zararını kapsayabilir. Manevi tazminat, kişinin yaşadığı acı ve elem karşılığında hâkimin takdir edeceği bir tutardır.
Ölüm hâlinde yakınların hakları
Hastanın ölümü hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı ile ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıpları talep edilebilir (TBK m. 53). Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56).
Tazminat hesabı, bilirkişi raporundaki kusur oranı ve maluliyet tespiti üzerine kurulur. Tutarlar kişinin yaşı, geliri ve zararın kalıcılığı gibi somut verilere bağlı olduğundan önceden kesin bir rakam vermek mümkün değildir.
Adım adım: malpraktis davasına hazırlık
- Tedavinin yapıldığı kuruluşun özel mi kamu mu olduğunu belirleyin.
- Hasta dosyası ve tüm tıbbi kayıtların suretini yazılı başvuruyla isteyin.
- Olay tarihini, zararı öğrendiğiniz tarihi ve tüm başvuru tarihlerini kaydedin.
- Özel kuruluşlarda arabulucuya, kamu hastanelerinde ilgili idareye başvurun.
- Sonraki tedavilere ilişkin raporları ve giderleri belgeleyin.
- Bilirkişi raporunun tebliğ tarihini takip ederek iki haftalık itiraz süresini kaçırmayın.
Sık yapılan hatalar
- Özel hastane yerine kamu hastanesi kuralına göre hareket etmek veya tersini yapmak; yanlış yargı yolunda dava açmak.
- Tüketici mahkemesinde arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açmak.
- Kamu hastanesinde idareye başvurmadan veya bir yıllık başvuru süresini kaçırarak dava açmak.
- Tıbbi kayıtların yalnızca bir kısmını istemek; ameliyat notu, anestezi kaydı ve görüntüleri dosyaya koymamak.
- Bilirkişi raporuna genel ifadelerle itiraz etmek; somut tıbbi gerekçe ve belge göstermemek.
- Sonraki tedavi giderlerini ve iş göremezlik dönemini belgelememek.
Dava süresince yeni tedaviler, kontrol muayeneleri ve raporlar ortaya çıkabilir. Bu belgelerin düzenli olarak dosyaya sunulması, bilirkişinin zararın kapsamını ve kalıcılığını doğru değerlendirmesine yardımcı olur. Maluliyet tespiti çoğu zaman tedavinin tamamlanmasından sonra yapılabildiğinden, iyileşme sürecinin tarihli kayıtlarla izlenmesi önemlidir.
Malpraktis davaları, tıbbi ve hukuki değerlendirmenin birlikte yapılmasını gerektiren uzun soluklu davalardır. Sağlık hukukuna ilişkin süreçler hakkında bilgi için sağlık hukuku hizmet kapsamımızı inceleyin; diğer yazılarımız için çalışmalarımız sayfasına, sorularınız için İletişim sayfasına göz atabilirsiniz.
