İçeriğe geç
+90 505 397 7779
BÜYÜKAYHukuk Bürosu
  • Hakkımızda
  • Faaliyet Alanları

    Tümünü gör
    • Yabancılar Hukuku
    • Yabancı Yatırımcı ve Göçmen Hukuku
    • Gayrimenkul Hukuku
    • Aile ve Miras Hukuku
    • Enerji Hukuku
    • Sağlık Hukuku
    • Ceza Hukuku
  • Makaleler
  • Çalışmalarımız
  • Ekibimiz
  • İletişim
  • Türkçetr
  • Englishen
  • العربيةar
  • Русскийru
İletişim
Sağlık Hukuku

Sağlık Hukuku

Malpraktis Davası Nasıl Açılır? Delil, Bilirkişi ve Süreler (2026)

  1. Ana Sayfa
  2. /
  3. Makaleler
  4. /
  5. Sağlık Hukuku
  6. /
  7. Malpraktis (Tıbbi Hata) Davası Nasıl Açılır? Delil ve Bilirkişi

Yayın tarihi: 3 Kasım 2026·Okuma süresi: 9 dk okuma

Yazar: Beyzanur BÜYÜKAY GENÇ

Yapay Zekâ ile Özetle

ChatGPTClaudeGrokGeminiPerplexity

Bağlantılar yeni sekmede açılır. Yapay zekâ özetleri hata içerebilir ve hukuki danışmanlık yerine geçmez.

Malpraktis davasında görevli mahkeme, arabuluculuk, tıbbi kayıtlar, bilirkişi raporu ve zamanaşımını anlatan rehber kapağı

Kısa cevap: Malpraktis (tıbbi hata) davası, kural olarak tedavi özel hastane veya klinikte yapıldıysa arabulucuya başvurulduktan sonra tüketici mahkemesinde, kamu hastanesinde yapıldıysa idareye başvurulduktan sonra idare mahkemesinde açılır. Davanın temel delili hasta dosyası ve tıbbi kayıtlardır; kusur çoğunlukla Adli Tıp Kurumu veya uzman bilirkişi heyetinin raporuyla belirlenir. Rapora tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir. Yargıtay'a göre hekim en hafif kusurundan bile sorumludur.

Özetle

  • Özel hastane ve kliniklere karşı malpraktis davası tüketici mahkemesinde, kamu hastanelerine karşı idare mahkemesinde açılır.
  • Tüketici mahkemesindeki davalardan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır; kamu hastanelerinde önce idareye başvurulur.
  • Hasta, dosyasını ve tıbbi kayıtlarını inceleyip suretini alabilir; bu kayıtlar davanın temel delilidir.
  • Kusur çoğunlukla Adli Tıp Kurumu veya uzman heyet raporuyla belirlenir; rapora iki hafta içinde itiraz edilebilir.
  • Yargıtay'a göre hekim, mesleki iş gören vekil olarak en hafif kusurundan bile sorumludur.
İçindekiler
  1. Her komplikasyon tıbbi hata mıdır?
  2. Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?
  3. Dava açmadan önce hangi başvurular zorunludur?
  4. Malpraktis davasında hangi deliller önemlidir?
  5. Aydınlatılmış onam neden önemlidir?
  6. Hekim ve hastane hangi kusurdan sorumludur?
  7. İspat yükü kimdedir?
  8. Bilirkişi incelemesi nasıl yapılır?
  9. Bilirkişi raporuna itiraz
  10. Malpraktis davasında zamanaşımı ne kadardır?
  11. Hangi tazminatlar istenebilir?
  12. Ölüm hâlinde yakınların hakları
  13. Adım adım: malpraktis davasına hazırlık
  14. Sık yapılan hatalar

Malpraktis davası, tedavinin özel bir hastane veya klinikte yapılmasına göre tüketici mahkemesinde, kamu hastanesinde yapılmasına göre idare mahkemesinde açılır. Özel kuruluşlarda dava açmadan önce arabulucuya, kamu hastanelerinde ise önce ilgili idareye başvurmak gerekir; davanın sonucunu çoğu zaman tıbbi kayıtlar ve bilirkişi raporu belirler.

Tıbbi hata (malpraktis), hekimin veya sağlık kuruluşunun tıp biliminin kabul ettiği özen ve dikkati göstermemesi sonucu hastanın zarar görmesidir. Her olumsuz sonuç hata anlamına gelmez; bu nedenle davanın merkezinde, yapılan müdahalenin tıbbi standartlara uygun olup olmadığı sorusu yer alır. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olay için hukuki değerlendirme yerine geçmez.

Her komplikasyon tıbbi hata mıdır?

Hayır; tıbbi müdahalenin bilinen ve özenle davranılsa bile ortaya çıkabilen bir riski olan komplikasyon, tek başına hata anlamına gelmez. Hata, hekimin tanı, tedavi, izlem veya bilgilendirme aşamalarından birinde tıp biliminin gerektirdiği özeni göstermemesidir. Bu iki kavramın ayrımı, davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Uygulamada en çok tartışılan durumlar; geciken veya yanlış konulan tanı, gereksiz ya da yanlış yöntemle yapılan ameliyat, ameliyat sonrası izlemde eksiklik, enfeksiyon önlemlerinin alınmaması ve hastanın yeterince bilgilendirilmemesidir. Her birinde soru aynıdır: aynı koşullarda özenli bir hekim ne yapardı?

Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme, sağlık hizmetini kimin verdiğine göre belirlenir. Özel hastane, özel klinik veya muayenehane gibi özel hukuk kişileriyle hasta arasındaki ilişki Yargıtay uygulamasında tüketici işlemi sayılmakta ve davaya tüketici mahkemesi bakmaktadır. Devlet hastanesi gibi kamu sağlık kuruluşlarında ise zarar, idarenin hizmet kusuru kapsamında değerlendirilir ve tam yargı davası idare mahkemesinde açılır.

Yargı kararıYargıtay, 3. Hukuk Dairesi

E. 2021/2948, K. 2021/12608 · 07.12.2021

Zarar verici fiil, davacıların sağlık hizmeti almak için özel tıp merkezinde bulundukları sırada gerçekleşmişse taraflar arasındaki sözleşmesel ilişki tüketici işlemidir; bu ilişkiden doğan tazminat davası tüketici işleminden kaynaklanan dava niteliğindedir.

6502 s.K. m. 73

Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerindeki tüketici mahkemesinde de açılabilir (6502 sayılı Kanun m. 73/5). Bu kural, tedaviyi başka bir şehirde görmüş hastalar için önemlidir. Görev ve yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olabileceğinden, yanlış mahkemede açılan dava zaman kaybına yol açar.

Özel ve kamu hastanesinde malpraktis davasının yargı yolu, mahkeme, ön şart, sorumluluk ve süre bakımından karşılaştırması
Özel ve kamu hastanesinde dava yolu

Dava açmadan önce hangi başvurular zorunludur?

Özel kuruluşlara karşı açılacak davalarda tüketici mahkemesinde görülen uyuşmazlıklar için arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (6502 sayılı Kanun m. 73/A). Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa son tutanakla birlikte dava açılır. Arabulucuya başvurmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilebilir.

Kamu hastanelerinde ise idari dava açmadan önce ilgili idareye başvurarak zararın giderilmesini istemek gerekir. Bu başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır (İYUK m. 13). İstek reddedilirse veya otuz gün içinde cevap verilmezse dava süresi içinde idare mahkemesine başvurulur.

İdare mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunda ayrı bir süre yoksa altmış gündür ve idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar (İYUK m. 7). Bu nedenle idarenin ret cevabının tebliğ tarihi veya otuz günlük cevap süresinin dolduğu tarih mutlaka not edilmelidir. İdareye yapılan başvuruda olayın, zarar kalemlerinin ve talep edilen tutarın açıkça yazılması, sonraki davanın çerçevesini de belirler.

Malpraktis davasında hangi deliller önemlidir?

En önemli delil, tedavi sürecini gösteren tıbbi kayıtların tamamıdır. Hasta, sağlık durumuyla ilgili dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir (Hasta Hakları Yönetmeliği m. 16). Bu nedenle kayıtların eksiksiz istenmesi, dava hazırlığının ilk adımıdır.

  • Hasta dosyası, poliklinik ve servis kayıtları, hemşire gözlem formları.
  • Ameliyat notu, anestezi kaydı ve epikriz (taburcu özeti).
  • Aydınlatılmış onam (bilgilendirilmiş rıza) formları.
  • Laboratuvar sonuçları, radyoloji görüntüleri ve raporları.
  • Fatura, reçete ve ödeme belgeleri; sonraki tedavilere ait raporlar.
  • Varsa yazışmalar, mesajlar, randevu kayıtları ve tanık bilgileri.

Kayıtların aslının değiştirilmesi veya kaybolması riskine karşı mümkün olan en erken aşamada suret alınması önerilir. Yapılan her başvurunun tarih ve evrak numarasıyla saklanması, hem süre hesabı hem de ispat bakımından fayda sağlar.

Aydınlatılmış onam neden önemlidir?

Müdahale öncesinde hastanın riskler, alternatifler ve olası komplikasyonlar hakkında bilgilendirilip bilgilendirilmediği davada ayrıca incelenir. Yargıtay'ın incelediği dosyalarda, komplikasyon hakkında hastanın ameliyat öncesi ayrıntılı bilgilendirildiğini gösteren belgenin bulunması, kusur değerlendirmesinde dikkate alınmıştır. Onam formunun içeriği ve imza tarihi bu nedenle dikkatle incelenmelidir.

Hasta dosyasının istenmesi sırasında kayıtların hangi tarihte ve hangi birim tarafından teslim edildiği de not edilmelidir. Eksik teslim edilen belgeler için yeniden başvuru yapılabilir; dava açıldıktan sonra ise mahkemeden kayıtların ilgili kuruluştan celbi talep edilebilir.

Hekim ve hastane hangi kusurdan sorumludur?

Özel hukuk ilişkisinde hekim ile hasta arasındaki ilişki vekâlet sözleşmesi olarak nitelendirilir. Vekil, üstlendiği işi sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür; özen borcunun ölçüsü, benzer alanda hizmet veren basiretli bir vekilin davranışıdır (TBK m. 506). Hekim, tedavinin başarısını garanti etmez; ancak sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özensizliğinden sorumludur.

Yargı kararıYargıtay, 3. Hukuk Dairesi

E. 2021/1863, K. 2022/89 · 18.01.2022

Hekim hatasına dayalı tazminat davasının temeli vekâlet sözleşmesidir. Mesleki iş gören vekil en hafif kusurundan bile sorumludur; hekim ve hastanenin meslek alanındaki tüm kusurları, hafif de olsa sorumluluğun unsuru kabul edilir. Tereddüt hâlinde gerekli araştırmalar yapılmalı ve en emin yol seçilmelidir.

TBK m. 506

Yargıtay'a göre hekim, hastanın durumunu zamanında saptamak, gerekli önlemleri eksiksiz almak ve uygun tedaviyi gecikmeden uygulamak zorundadır. Aynı ilkeler, hekimi çalıştıran sağlık kuruluşu için de geçerlidir. Kamu hastanelerinde ise idare, hizmetin gereği gibi işletilmemesinden doğan zarardan hizmet kusuru ilkesine göre sorumludur.

İspat yükü kimdedir?

Sözleşmeye dayalı davalarda borç hiç veya gereği gibi ifa edilmemişse borçlu, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m. 112). Hasta, tedavinin gereği gibi yapılmadığını ve zararını ortaya koyar. Hekim ve hastane ise kusursuz olduklarını ispat etmek durumunda kalabilir.

Bilirkişi incelemesi nasıl yapılır?

Tıbbi hata iddiası özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden mahkeme, taraflardan birinin talebiyle veya kendiliğinden bilirkişi görüşü alır (HMK m. 266). Uygulamada dosya çoğunlukla Adli Tıp Kurumu'na gönderilir; bazı dosyalarda alanında uzman hekimlerden oluşan bir bilirkişi heyetinden de rapor alınır. Rapor, uygulanan tedavinin tıp biliminin kabul ettiği kurallara uygun olup olmadığını ve varsa kusurun kime ait olduğunu açıklar.

Bilirkişi raporuna itiraz

Taraflar, raporun kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksik noktaların tamamlanmasını, belirsizliklerin açıklanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilir (HMK m. 281/1). Talebin bu süre içinde hazırlanması çok zorsa, aynı süre içinde başvurulması şartıyla bir defaya mahsus ve en fazla iki hafta ek süre verilebilir.

Mahkeme, gerekli görürse bilirkişiden ek rapor alabilir, onu duruşmada dinleyebilir veya yeni bir bilirkişiye inceleme yaptırabilir. Raporlar arasında çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi, hükmün dayanağı açısından belirleyici olur. Bu nedenle itiraz dilekçesinde tıbbi literatüre ve dosyadaki belgelere somut atıf yapılması önemlidir.

Malpraktis davasında kayıtların toplanması, yolun belirlenmesi, ön başvuru, dava, bilirkişi ve itiraz adımları
Malpraktis davasının adımları

Malpraktis davasında zamanaşımı ne kadardır?

Özel kuruluşlara karşı sözleşmeye dayalı taleplerde vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır (TBK m. 147/5). Haksız fiile dayalı taleplerde süre, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır (TBK m. 72).

Fiil aynı zamanda daha uzun ceza zamanaşımı öngörülen bir suç oluşturuyorsa bu daha uzun süre uygulanır. Sürelerin başlangıcı, zararın ortaya çıktığı ve sorumlunun öğrenildiği tarihe göre ayrıca tartışılabilir.

Kamu hastanelerinde ise yukarıda belirtilen bir yıllık ve beş yıllık idareye başvuru süreleri esas alınır. Hangi sürenin uygulanacağı olayın niteliğine göre değiştiğinden, sürelerin en kısa ihtimale göre takip edilmesi güvenli bir yaklaşımdır.

Durum

Süre

Dayanak

Vekâlet sözleşmesine dayalı talep

5 yıl

TBK m. 147/5

Haksız fiile dayalı talep

Öğrenmeden 2 yıl, her hâlde 10 yıl

TBK m. 72

Kamu hastanesi: idareye başvuru

Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde 5 yıl

İYUK m. 13

Bilirkişi raporuna itiraz

Tebliğden itibaren 2 hafta

HMK m. 281/1

Hangi tazminatlar istenebilir?

Malpraktis davasında maddi ve manevi tazminat istenebilir. Maddi tazminat; tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı ve kazanç kaybı gibi kalemleri, ölüm hâlinde ise destekten yoksun kalma zararını kapsayabilir. Manevi tazminat, kişinin yaşadığı acı ve elem karşılığında hâkimin takdir edeceği bir tutardır.

Ölüm hâlinde yakınların hakları

Hastanın ölümü hâlinde cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı ile ölenin desteğinden yoksun kalanların kayıpları talep edilebilir (TBK m. 53). Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir (TBK m. 56).

Tazminat hesabı, bilirkişi raporundaki kusur oranı ve maluliyet tespiti üzerine kurulur. Tutarlar kişinin yaşı, geliri ve zararın kalıcılığı gibi somut verilere bağlı olduğundan önceden kesin bir rakam vermek mümkün değildir.

Adım adım: malpraktis davasına hazırlık

  • Tedavinin yapıldığı kuruluşun özel mi kamu mu olduğunu belirleyin.
  • Hasta dosyası ve tüm tıbbi kayıtların suretini yazılı başvuruyla isteyin.
  • Olay tarihini, zararı öğrendiğiniz tarihi ve tüm başvuru tarihlerini kaydedin.
  • Özel kuruluşlarda arabulucuya, kamu hastanelerinde ilgili idareye başvurun.
  • Sonraki tedavilere ilişkin raporları ve giderleri belgeleyin.
  • Bilirkişi raporunun tebliğ tarihini takip ederek iki haftalık itiraz süresini kaçırmayın.

Sık yapılan hatalar

  • Özel hastane yerine kamu hastanesi kuralına göre hareket etmek veya tersini yapmak; yanlış yargı yolunda dava açmak.
  • Tüketici mahkemesinde arabulucuya başvurmadan doğrudan dava açmak.
  • Kamu hastanesinde idareye başvurmadan veya bir yıllık başvuru süresini kaçırarak dava açmak.
  • Tıbbi kayıtların yalnızca bir kısmını istemek; ameliyat notu, anestezi kaydı ve görüntüleri dosyaya koymamak.
  • Bilirkişi raporuna genel ifadelerle itiraz etmek; somut tıbbi gerekçe ve belge göstermemek.
  • Sonraki tedavi giderlerini ve iş göremezlik dönemini belgelememek.

Dava süresince yeni tedaviler, kontrol muayeneleri ve raporlar ortaya çıkabilir. Bu belgelerin düzenli olarak dosyaya sunulması, bilirkişinin zararın kapsamını ve kalıcılığını doğru değerlendirmesine yardımcı olur. Maluliyet tespiti çoğu zaman tedavinin tamamlanmasından sonra yapılabildiğinden, iyileşme sürecinin tarihli kayıtlarla izlenmesi önemlidir.

Malpraktis davaları, tıbbi ve hukuki değerlendirmenin birlikte yapılmasını gerektiren uzun soluklu davalardır. Sağlık hukukuna ilişkin süreçler hakkında bilgi için sağlık hukuku hizmet kapsamımızı inceleyin; diğer yazılarımız için çalışmalarımız sayfasına, sorularınız için İletişim sayfasına göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

  • Malpraktis davası hangi mahkemede açılır?+

    Tedavi özel hastane, klinik veya muayenehanede yapıldıysa dava, Yargıtay uygulamasına göre tüketici mahkemesinde açılır. Devlet hastanesi gibi kamu sağlık kuruluşlarındaki zararlar için ise idarenin hizmet kusuru söz konusu olduğundan tam yargı davası idare mahkemesinde açılır. Tüketici davaları, tüketicinin yerleşim yerindeki mahkemede de açılabilir.

  • Özel hastaneye dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?+

    Evet. Tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir ve bu tutanakla dava açılır. Arabulucuya başvurmadan açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilebilir; bu da zaman kaybına yol açar.

  • Kamu hastanesine karşı nasıl dava açılır?+

    Önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılarak zararın giderilmesi istenir. Bu başvuru, eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. İdare isteği reddederse veya otuz gün içinde cevap vermezse, dava süresi içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılır.

  • Hasta dosyamı nasıl alabilirim?+

    Hasta Hakları Yönetmeliği'ne göre hasta, sağlık durumuyla ilgili bilgilerin bulunduğu dosyayı ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Başvurunun yazılı yapılması ve evrak numarasının saklanması önerilir. Ameliyat notu, epikriz, onam formu ve görüntüleme kayıtları ayrı ayrı istenmelidir.

  • Bilirkişi raporu aleyhime çıkarsa ne yapabilirim?+

    Rapor tebliğ edildikten sonra iki hafta içinde mahkemeden eksikliklerin tamamlanmasını, belirsizliklerin açıklanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını isteyebilirsiniz. Talebin hazırlanması çok zorsa aynı süre içinde başvurarak bir defaya mahsus ve en fazla iki hafta ek süre istenebilir. İtirazın tıbbi belgelere ve literatüre dayandırılması önemlidir.

  • Hekim, tedavi başarısız olduğu için sorumlu tutulabilir mi?+

    Tek başına olumsuz sonuç sorumluluk doğurmaz; hekim, tedavinin başarısını garanti etmez. Sorumluluk, hekimin tıp biliminin kabul ettiği özen ve dikkati göstermemesine bağlıdır. Yargıtay, mesleki iş gören hekimin en hafif kusurundan bile sorumlu olduğunu kabul eder. Kusurun varlığı genellikle bilirkişi raporuyla belirlenir.

  • Malpraktis davasında zamanaşımı ne kadardır?+

    Özel kuruluşlara karşı vekâlet sözleşmesine dayalı taleplerde beş yıllık zamanaşımı uygulanır. Haksız fiile dayalı taleplerde süre, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl ve her hâlde fiilden itibaren on yıldır. Kamu hastanelerinde idareye başvuru süresi, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıldır.

  • Malpraktis davasında hangi tazminatlar istenebilir?+

    Tedavi giderleri, çalışma gücü kaybı ve kazanç kaybı gibi maddi zararlar ile yaşanan acı ve elem karşılığında manevi tazminat istenebilir. Hastanın ölümü hâlinde yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep edebilir. Tutarlar bilirkişi raporundaki kusur oranı ve maluliyet tespitine göre belirlenir.

  • Aydınlatılmış onam formu imzaladıysam dava açabilir miyim?+

    Onam formu imzalamak, hekimin özensiz davranışından doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Onam, hastanın riskler ve alternatifler hakkında bilgilendirildiğini gösterir; tıbbi standartlara aykırı bir müdahaleyi hukuka uygun hâle getirmez. Bununla birlikte onam formunda açıklanmış bir komplikasyonun gerçekleşmesi, kusur değerlendirmesinde mahkemece dikkate alınabilir.

  • Tüketici mahkemesinde dava açarken harç ödenir mi?+

    Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'a göre tüketiciler tarafından tüketici mahkemelerinde açılan davalar, Harçlar Kanunu'nda düzenlenen harçlardan muaftır. Ancak tebligat, bilirkişi ve tanık gibi yargılama giderleri ayrıca gündeme gelebilir. Güncel gider avansı tutarını dava açacağınız adliyenin ön bürosundan veya UYAP üzerinden teyit etmeniz önerilir.

Yazar

Beyzanur BÜYÜKAY GENÇ

Avukat

Av. Beyzanur BÜYÜKAY GENÇ, mesleki çalışmalarını yabancılar hukuku başta olmak üzere kamu hukuku ve özel hukukun farklı alanlarında sürdürmektedir. Akademik birikimini uygulamadaki deneyimiyle bir araya getirerek müvekkillerine hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti sunmaktadır.

İlgili faaliyet alanları

  • Sağlık Hukuku

Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; somut olaya ilişkin hukuki değerlendirme için bir avukata danışılması gerekir.

BÜYÜKAYHukuk Bürosu

Dil seçimi

  • Türkçe
  • English
  • العربية
  • Русский

Kurumsal

  • Hakkımızda
  • Ekibimiz
  • Makaleler
  • Çalışmalarımız
  • İletişim
  • Ara

Faaliyet Alanları

  • Yabancılar Hukuku
  • Yabancı Yatırımcı ve Göçmen Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Aile ve Miras Hukuku
  • Enerji Hukuku
  • Sağlık Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Tümünü gör

İletişim

Hukukçular Towers, Mustafa Kemal Paşa Caddesi, Seyitgazi Sokağı, No: 66 A Blok D: 15Kartal / İSTANBUL

+90 505 397 7779WhatsApp

Pazartesi–Cuma 09:00–18:00

Bu internet sitesi, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği hükümleri gözetilerek hazırlanmıştır. Sitede yer alan bilgiler genel nitelikte olup hukuki danışmanlık yerine geçmez.

© 2026 BÜYÜKAY